Tarımın ne kadar önemli olduğunu anlamalıyız

Kıymetli Okurlarımız,

 

Mayıs sayımızla bir kez daha sizlerle olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu ay iki önemli gün bizleri bekliyor. Bunlardan biri anneler, diğeri çiftçiler günü. Tüm annelerin, anne adaylarının bu kutsal gününü kutluyorum. Gecesini gündüzüne katarak, yağmur, çamur, kar, kış demeden üretim yapan, ülkemizin gıda güvencesini sağlayan çiftçilerimizin de 14 Mayıs Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Hepimizin eli öpülesi annelerimiz ve çiftçilerimize minnet borcu var. Her ikisinin de kıymetini bilelim.

14 Mayıs Çiftçiler Günü demişken, stratejik bir sektör olan tarımın genel durumu, potansiyel ve sorunları ile dünya tarımında yaşanan gelişmelere kısaca değinmek istiyorum. Dünya’da en önemli stratejik sektörler nedir denildiğinde, kime sorulursa sorulsun, tarım ve enerji cevabı alınacaktır. Çünkü dünya nüfusu 7,4 milyarı buldu. Bu rakam, bundan 200 sene önce 1 milyardı. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu tarihlerde 2 milyardı. 100 yıl bile olmadan 4 kata yakın arttı. Nereden bakarsanız bakın, 2050’de 9 milyarı aşacak, belki 10 milyara yaklaşacak. Dünya’da gelir seviyesi de arttı. Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan çoğu ülkenin beslenme rejimleri değişti. Daha fazla gıda, daha fazla et tüketiyorlar. 2050’ye kadar gelişmekte olan ülkelerin et tüketimi yüzde 87 artacak. Biyoyakıt kullanımı arttı. Arabalar, biyoyakıt kullanıyorlar. Araştırmalar, 2050’ye kadar gıda üretiminin yüzde 60 artması gerektiğini ortaya koyuyor. Peki, şimdi bile yaşayan her insana yeterli gıda sağlayamayan dünyamız, bu artan nüfusa nasıl gıda sağlayacak? Tarım alanlarının sonuna geldik. İstesek de yeni tarım alanı bulmamız mümkün değil. Bulunacak kıta da kalmadı. Artık, uluslararası toplum ve dünyamızda yaşayan her birey, aklını başına almalı, tarımın ne kadar önemli olduğunu anlamalıdır. Kimse, uzay çağını yaşadığımız, teknolojinin sınırlarını zorladığımız 21. yüzyılda, 800 milyon insanın aç kalmasını açıklayamaz. Yine kimse, üretilen gıdanın 1,3 milyar tonunun tüketilemeden çöpe gitmesini açıklayamaz.

Dünya’da gelişmiş her ülke, tarımda da en ileri seviyeye ulaşmıştır. Amerika, dünyayı yönetiyor ama mısır, tütün, pamuk, buğday üretiminden vazgeçmiyor. Unutulmasın ki tarıma hükmeden ülkeler, dünyaya da hükmedecek. Zenginleşmenin kaynağı tarımdır. Dünya’da gıda önem kazandı. Böyle bir konjonktürü fırsata mı çevireceğiz, yoksa ıskalayacak mıyız bu önemli. Bu gelişmeleri ıskalamamamız, tarım üretimini sadece ülkemizin değil, içinde bulunduğumuz bölgemiz için de yapmamız, bölgenin inanılmaz boyutlara ulaşan gıda ihtiyacını karşılamamız gerekiyor. Çiftçimiz üretiyor. Gecesini gündüzüne katarak, yağmur, çamur, kar, kış demeden üretiyor. Ülkemizin gıda güvencesini sağlıyor. Hal böyleyken, çiftçimizin kıymetinin yeterince bilindiğini söyleyebiliyor muyuz? Hakkının verildiğini, takdir edildiğini ifade edebiliyor muyuz? Hedeflere varabilmek için öncelikle tarım sektörünün ve bu sektörde çalışanların kıymeti bilinmelidir. Çiftçimizin kıymetini bilelim. Çiftçimiz, sabah, öğle, akşam bizleri doyuruyor. Sofralarımızdan hiçbir şeyi eksik etmiyor. Eksik olursa mı çiftçimizin kıymeti anlaşılacak? Hepimizin bu eli öpülesi çiftçimize minnet borcu var.

Ülkemiz tarımında küçümsenemeyecek birçok gelişme yaşanmasına rağmen, gelişmiş ülkelerin tarımıyla kıyasladığımızda sorunlar bulunmaktadır. Sorunlarımızın temelinde yapısal sorunlar yatmaktadır. En önemli yapısal sorunumuz tarımsal işletmelerin küçük, arazilerin çok parçalı olmasıdır. İşletme büyüklüğünün 61 dekar, parsel büyüklüğünün 6 dekar olduğu, işletmelerin yüzde 80’den fazlasının 100 dekar bile arazisinin olmadığı bir tarımsal yapıda, verimlilikten de istikrarlı ve yeterli gelirden de bahsedemeyiz. Nitekim, kırsalın ülke ortalama gelirinin üçte birinde kalması bunu çok iyi açıklamaktadır. Bu bağlamda, toplulaştırma çalışmalarının hızla sürdürülmesi gerekmektedir. Halen 5 milyon hektar alanda yapılmış olan toplulaştırma çalışmaları yakın zamanda 14 milyon hektara çıkarılmalıdır.

Sektörde sorunlar çok. Şu iki cümleye daha yer vererek makaleme son veriyorum. Çocuklarımıza miras bırakacağımız en büyük zenginliğimizi, verimli topraklarımızı hiçbir şekilde heba etmemeliyiz. Genç nüfusu tarlada tutmak için kırsalın gelirini artırmak zorundayız.

Bir sonraki sayımızda görüşmek umuduyla; hepinize bereketli işler, huzur dolu aydınlık günler dilerim…

Önceki yazı
Genç Çiftçi Projesi ile hayaline kavuştu
Sonraki yazı
Biz Kanada mercimeği yiyoruz, zengin ülkeler Türk mercimeği…

Bizi Takip Edin

E-Bülten

E-Mail Bültenimize Abone Olun Olup Bitenlerden İlk Sizi Haberdar Edelim.

Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
Menü