İthalat silahını kullanmak yapısal sorunları göz ardı etmek anlamına gelmektedir

Kıymetli Okurlarımız,

 

harmanTIME Dergimizin 53. sayısıyla yeniden karşınızdayız. Geçtiğimiz ay içerisinde tarımda önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmelere değinmeden önce hepinizin Haziran ayı sonunda idrak ettiğimiz Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Ailenizle, sevdiklerinizle, sağlıklı, huzurlu, mutlu nice bayramlar yaşamanızı umut ediyorum.

Sevgili dostlarımız, maalesef tarımdaki sorunlar ithalat kanalıyla çözülmeye çalışılıyor. Geçmişte yapılan hatalardan ders alınmamış olacak ki, et, canlı hayvan, buğday, arpa ve mısırda gümrük vergileri indirilerek gıda fiyatları düşürülmeye çalışılıyor. Ve bunun üreticilerimizi olumsuz etkilemeyeceği savunuluyor. Güler misin ağlar mısın? Et, canlı hayvan, buğday, arpa ve mısırda gümrük vergisi indiriminin, üreticiyi etkilememesi mümkün değil. Tarımın yapısal sorunları henüz çözülmeden, çoğu üründe verim rakamları yükseltilmeden, girdi fiyatları düşürülmeden, tarladan markete pazarlama kanallarındaki sorun çözülmeden ithalat kapılarını açmak, gıda fiyatlarını çok fazla etkilemeyeceği gibi çiftçimizde de üretimde de sıkıntı yaratır.

Market fiyatlarının yüksek seyretmesinin müsebbibinin üreticiler olmadığını araştırmalar ortaya koymaktadır. Üreticiler çoğu zaman maliyetini zor karşılamakta, bazen de maliyetinin altında ürün satabilmektedir. Yumurta buna iyi bir örnektir. Bugünlerde 22-23 kuruşla yumurtayı üreten üretici, yumurtayı 20 kuruşa ancak satabilmektedir. Buna karşın tüketici, bu yumurtaya 35 kuruş fiyat ödemektedir. Sorunun çözümü bellidir. Örgütlenmeyi güçlendirmek, bu yolla üretim planlaması yapmak, üretici maliyetlerini düşürmek, destekleri artırmak, hem üreticiyi korumak hem tüketicinin makul fiyatlarla ürün tüketebilmesini sağlamak gerekir. Aradaki zincir kırılır, maliyetler düşürülür, destekler artırılırsa bu sorun çözülür.

Konuyu fazla uzatmadan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı buradan uyarmakta yarar görüyorum. Bakanlık, hem ette hem kasaplık hayvanda hem de buğday, arpa ve mısırda ithalat kontrol belgesi vermemeli, yerli üretimi desteklemelidir. Sorunu ithalatla çözmeye kalkışmak yüzeysel, geçici bir çözüm olacaktır. Asıl sorun üretimden tüketime kadarki süreçte yaşanan verimliliktedir. İşletme yapıları, besleme yanlışlıkları, hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri, pazarlama sıkıntıları, hayvan başı verim, piyasa istikrarsızlığı gibi birçok konu verimliliği doğrudan etkilemektedir. Dolayısıyla bunları çözmeye yönelik politikalar geliştirilmeli, kaynak ayırarak belli bir takvim çerçevesinde bu sorunlar çözümlenmeye çalışılmalıdır.

Dünya’da böyle bir uygulama var mı, bilmiyorum. Artan enflasyon ve gıda fiyatlarını üreticileri etkilemeden, üretimi riske atmadan ithalatla düşürülebilmiş bir ülke sanırım yoktur. İthalat silahını kullanmak yapısal sorunları göz ardı etmek anlamına gelmektedir. Sorunu ithalatla çözmeye çalışmak orta ve uzun vadede daha büyük maliyetlerle karşılaşmamıza neden olacaktır. Bizim yapmamız gereken yapısal sorunlara kaynak aktarmak ve en kısa zamanda çözüme kavuşturmaktır. Aksi takdirde sektöre rekabetçi bir yapı kazandırmak, sektörden kopan üreticileri de geri getirmek mümkün olmayacaktır.

Ağustos sayımızda görüşmek umuduyla; hepinize bereketli işler, huzur dolu aydınlık günler dilerim…

Kıymetli Okurlarımız,

 

harmanTIME Dergimizin 53. sayısıyla yeniden karşınızdayız. Geçtiğimiz ay içerisinde tarımda önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmelere değinmeden önce hepinizin Haziran ayı sonunda idrak ettiğimiz Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Ailenizle, sevdiklerinizle, sağlıklı, huzurlu, mutlu nice bayramlar yaşamanızı umut ediyorum.

Sevgili dostlarımız, maalesef tarımdaki sorunlar ithalat kanalıyla çözülmeye çalışılıyor. Geçmişte yapılan hatalardan ders alınmamış olacak ki, et, canlı hayvan, buğday, arpa ve mısırda gümrük vergileri indirilerek gıda fiyatları düşürülmeye çalışılıyor. Ve bunun üreticilerimizi olumsuz etkilemeyeceği savunuluyor. Güler misin ağlar mısın? Et, canlı hayvan, buğday, arpa ve mısırda gümrük vergisi indiriminin, üreticiyi etkilememesi mümkün değil. Tarımın yapısal sorunları henüz çözülmeden, çoğu üründe verim rakamları yükseltilmeden, girdi fiyatları düşürülmeden, tarladan markete pazarlama kanallarındaki sorun çözülmeden ithalat kapılarını açmak, gıda fiyatlarını çok fazla etkilemeyeceği gibi çiftçimizde de üretimde de sıkıntı yaratır.

Market fiyatlarının yüksek seyretmesinin müsebbibinin üreticiler olmadığını araştırmalar ortaya koymaktadır. Üreticiler çoğu zaman maliyetini zor karşılamakta, bazen de maliyetinin altında ürün satabilmektedir. Yumurta buna iyi bir örnektir. Bugünlerde 22-23 kuruşla yumurtayı üreten üretici, yumurtayı 20 kuruşa ancak satabilmektedir. Buna karşın tüketici, bu yumurtaya 35 kuruş fiyat ödemektedir. Sorunun çözümü bellidir. Örgütlenmeyi güçlendirmek, bu yolla üretim planlaması yapmak, üretici maliyetlerini düşürmek, destekleri artırmak, hem üreticiyi korumak hem tüketicinin makul fiyatlarla ürün tüketebilmesini sağlamak gerekir. Aradaki zincir kırılır, maliyetler düşürülür, destekler artırılırsa bu sorun çözülür.

Konuyu fazla uzatmadan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı buradan uyarmakta yarar görüyorum. Bakanlık, hem ette hem kasaplık hayvanda hem de buğday, arpa ve mısırda ithalat kontrol belgesi vermemeli, yerli üretimi desteklemelidir. Sorunu ithalatla çözmeye kalkışmak yüzeysel, geçici bir çözüm olacaktır. Asıl sorun üretimden tüketime kadarki süreçte yaşanan verimliliktedir. İşletme yapıları, besleme yanlışlıkları, hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri, pazarlama sıkıntıları, hayvan başı verim, piyasa istikrarsızlığı gibi birçok konu verimliliği doğrudan etkilemektedir. Dolayısıyla bunları çözmeye yönelik politikalar geliştirilmeli, kaynak ayırarak belli bir takvim çerçevesinde bu sorunlar çözümlenmeye çalışılmalıdır.

Dünya’da böyle bir uygulama var mı, bilmiyorum. Artan enflasyon ve gıda fiyatlarını üreticileri etkilemeden, üretimi riske atmadan ithalatla düşürülebilmiş bir ülke sanırım yoktur. İthalat silahını kullanmak yapısal sorunları göz ardı etmek anlamına gelmektedir. Sorunu ithalatla çözmeye çalışmak orta ve uzun vadede daha büyük maliyetlerle karşılaşmamıza neden olacaktır. Bizim yapmamız gereken yapısal sorunlara kaynak aktarmak ve en kısa zamanda çözüme kavuşturmaktır. Aksi takdirde sektöre rekabetçi bir yapı kazandırmak, sektörden kopan üreticileri de geri getirmek mümkün olmayacaktır.

Ağustos sayımızda görüşmek umuduyla; hepinize bereketli işler, huzur dolu aydınlık günler dilerim…

Önceki yazı
Biz Kanada mercimeği yiyoruz, zengin ülkeler Türk mercimeği…
Sonraki yazı
Geçimsizlik Bitkiler Arasında da Söz Konusu

Bizi Takip Edin

E-Bülten

E-Mail Bültenimize Abone Olun Olup Bitenlerden İlk Sizi Haberdar Edelim.

Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
Menü