Biz Kanada mercimeği yiyoruz, zengin ülkeler Türk mercimeği…

Değerli tarım sevdalıları,

 

harmanTIME Dergimizin Haziran sayısıyla sizlerleyiz. Bu ay, Kur’an-ı Kerim’in nail olduğu, yardımlaşma ve merhamet duygularının doruğa çıktığı, gönüllerin birleştiği, dostluk ve kardeşlik duygularının yoğunlaştığı, 11 ayın sultanı, Ramazan ayına ulaşmanın huzur ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerifin bütün İslam alemine ve insanlığa hayırlı olmasını diliyorum. Ramazan ayı, dargınlıkların unutulduğu, küskünlüklerin sona erdiği, birlik ve beraberlik duygularının pekiştirildiği mübarek bir aydır. Bu vesileyle dargınlıkları ve kırgınlıkları unutmalı, milletçe birlik ve dayanışmamızı daha da artırmalıyız. Orucuyla, namazıyla, teravisiyle, fitresi ve zekatıyla manevi alemimizi cennet bahçesinden bir bahçe kılmak, en çok da yoksulun, düşkünün, dar gelirlinin halinden anlamak, sahip olduklarımızın değerini idrak ederek gerektiğinde paylaşmasını da bilmeliyiz. İçerisinde bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’ni barındıran Ramazan Ayı’nın, ülkemize ve tüm İslam Alemi’ne hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyor, siz saygıdeğer okurlarımızın Ramazan-ı Şerifini kutluyorum.

Sevgili sektör paydaşları, her ay bu köşeden sorunları kaleme alıyor ve çözüm önerileri sunuyorum. Maalesef sektörün sorunları bitmiyor. Bir sorun da ne yazık ki mercimekte. Kırmızı mercimek gerek lezzeti gerek yüksek besin değeriyle dünya ve Türk mutfaklarının vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır. Ülkemizde üretimi gerçekleştirilen 7 çeşit baklagil arasında kırmızı mercimek toplam üretimden yüzde 31,9 oranında pay alarak nohuttan sonra ikinci sırada bulunmaktadır. 2005 yılında 387 bin hektara ulaşan ekim alanının, 2016 yılına kadar yüzde 39,3 azalarak 235 bin hektara, aynı dönemde üretim ise yüzde 40,5 düşerek 580 bin tondan 345 bin tona geriledi. Primler, 2014 yılında yüzde 100, 2016 yılında yüzde 50 artırılmasına rağmen üretimdeki büyüme yetersiz kaldı. 2012 yılında 410 bin ton olan üretim, 2014 yılında 325 bin tona indikten sonra, desteğin de etkisiyle 2015 yılında 340 bin tona, 2016’da ise 345 bin tona yükseldi. Bu yıl birinci tahmin verilerine göre üretim 370 bin tonu bulacak. Yalnız bu rakam bile ihtiyacı karşılamıyor. Desteklerin daha fazla artırılması gerekmektedir.

Neredeyse tamamı Kanada’dan ithal edilen kırmızı mercimek arz açığımızı karşılamakta ve kalanı da dahilde işleme rejimi kapsamında paketlenerek, işlenerek ihraç edilmektedir. Nitekim 2014/2015 sezonunda ihtiyacımız 378 bin ton iken, 325 bin ton olan üretimimizin yanında 236 bin tonluk ithalat gerçekleştirilmiş ve toplam arzın 205 bin tonu da ihraç edilmiştir. Dünyanın en kaliteli ve lezzetli mercimeği ülkemizde üretiliyor. Yurtdışına 205 bin ton mercimek ihraç ediyoruz. Bunu iç piyasada neden tüketmiyor, halkımıza ucuz, kalitesiz ve lezzeti olmayan Kanada mercimeği yediriyoruz. Kanada, mercimeği 1970’li yıllarda ülkemizden götürdü, soğuk iklimine uyum sağlasın diye genleriyle oynadı, dünyanın en büyük ihracatçısı oldu. Yerli ile ithal mercimek yapısal olarak aynı olmakla birlikte lezzet ve protein değeri olarak farklıdır. Mercimekte güneşlenme süresi arttıkça lezzeti ve besin değeri artar. Dolayısıyla yerli ürün daha lezzetli ve yüksek oranda proteine sahiptir. Bu kalitenin bir diğer önemli nedeni de mercimeğin gen kaynağının ülkemiz olması nedeniyle üreticinin yerli tohumla üretim yapmasıdır.

Kalitesiz ithal mercimek iç piyasada ‘yerli ürün’ adı altında satılıyor. Çiftçimizin alın teriyle ürettiği, besin değeri ve kalorisi yüksek yerli ürünümüzün hak ettiği değeri bulamamasından dolayı her geçen yıl üretim azalıyor. Gerekli tedbirler alınmalı ve milli ürünümüz kırmızı mercimeğimiz korunmalıdır. Mercimek ekim alanlarının genişletilmesi bakımından geçmişte uygulanan nadas alanlarda üretim uygulamasının yeniden başlatılması gerekmektedir. Kurak ve yarı kurak alanlarda mercimeğin ekim nöbetine girmesi, gerek birim alandan elde edilen verimin artırılması gerekse nadas alanlarının azaltılması açısından önemlidir. Bu sayede boş bırakılan üretim alanları hem baklagillerin yüksek azot bağlama kapasitesi ile zenginleşecek hem de üretimde artış sağlanarak halkımızın kaliteli ürün tüketmesi daha kolay olacaktır.

Bir sonraki sayımızda görüşmek umuduyla; hepinize bereketli işler, huzur dolu aydınlık günler dilerim…

Önceki yazı
Tarımın ne kadar önemli olduğunu anlamalıyız
Sonraki yazı
İthalat silahını kullanmak yapısal sorunları göz ardı etmek anlamına gelmektedir

Bizi Takip Edin

E-Bülten

E-Mail Bültenimize Abone Olun Olup Bitenlerden İlk Sizi Haberdar Edelim.

Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
Menü