Rıza Seyyar:“Uzak ülkelere ihracat için mutlaka hava kargo filosu oluşturulmalıdır”

Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteren taze ve işlenmiş meyve sebze ihracatçılarının tek bir çatı altında toplanması amacıyla 1966 yılında kurulan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 300’den fazla üyesiyle başta AB ülkeleri olmak üzere yılda 700 milyon dolara yakın ihracat gerçekleştirmektedir.

Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteren taze ve işlenmiş meyve sebze ihracatçılarının tek bir çatı altında toplanması amacıyla 1966 yılında kurulan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 300’den fazla üyesiyle başta AB ülkeleri olmak üzere yılda 700 milyon dolara yakın ihracat gerçekleştirmektedir. Gerçekleşen ihracatın %30’unu taze meyve sebze ürünleri, %70’ini ise işlenmiş meyve sebze ürünleri oluşturmaktadır. Bu başarılı Birliğin Yönetim Kurulu Başkanlığını yapan Sayın Rıza Seyyar, yoğun çalışmalar yürüterek yeni ihracat kapıları açmaya çalışmaktadır. Özellikle Rusya krizinin ardından olumsuz etkilenen yaş meyve sebze ihracatını avantaja çevirmeye çalışan Sayın Seyyar, Uzak Doğu ve Güney Asya’da yeni pazarlara ulaşılmasını sağladı. Çin, Hindistan, Güney Kore, Endonezya gibi ülkelerin yaş meyve sebze sektörünün geleceğine yön verecek pazarlar olduğunu düşünen Sayın Seyyar, Türk narenciye, üzüm ve kirazını bu ülkelere göndermeyi hedefliyor. Sayın Seyyar, “İhraç edilen ürünler taze ve çabuk bozulabilir olduğundan bu ülkelere ihracat için mutlaka bir hava kargo filosunun oluşturulması ihracatta devamlılığın sağlanması açısından çok önemli” diyor. Sayın Seyyar ile Rusya krizinin yaş meyve sebze ihracatına olan etkisini ve yeni pazarların bulunması için neler yapılması gerektiğini konuştuk.

 

Sayın Seyyar, tarım ürünleri ihracatımızda Rusya çok önemli bir pazar. Uzun bir aradan sonra bu önemli pazara tekrar kavuştuk. Yalnız ambargo uygulanan süre boyunca ihracatımızın nasıl etkilendiğini sormak istiyorum. Rusya’ya ihracatımız ne kadardı, ne kadara indi?

 

Bildiğiniz gibi Rusya Federasyonu, taze meyve sebze ve özellikle narenciye ihracatımızda en önemli Pazar durumunda. 2015 yılının Kasım ayında yaşanan uçak krizinin patlak vermesinin ardından narenciye başta olmak üzere yaş meyve sebze sektörü zor bir döneme girdi. Rusya, özellikle narenciye ihracatımızda bir numaralı pazarımız durumunda. 2015 yılının ilk 10 ayında Rusya’ya 630 milyon dolar ihracat gerçekleşmişken 2016’da ilk 10 aylık bölüme baktığımızda 150 milyon dolarlık ihracatın gerçekleştiği görülüyor. Önemli bir düşüş göze çarpmakta. Ekim ayının başında mandarin ve portakaldaki kısıtlamaların kalkmasıyla ihracatımızda da önemli bir canlanma gerçekleşti. Ekim ve Kasım aylarında Rusya’ya gerçekleşen meyve sebze ihracatı ilk dokuz ayda gerçekleşen ihracattan daha fazla olarak göze çarpmakta.

 

Satsuma mandarinde ihracat sezonu 14 Ekim’de başladı. Ambargonun kaldırılmasının açıklanmasının ardından Rusya’ya hiç ürün gitti mi? Sizce 2017 yılında kayıplar telafi edilebilecek mi?

 

Ekim ayında tüm narenciye ürünlerinde yasakların kalkması ile birlikte son iki ayda Rusya’ya gerçekleşen narenciye ihracatımız önemli bir ivme kazandı. Satsuma mandarinde de ihracatımız giderek artıyor. 2015’te Ekim-Kasım döneminde Rusya’ya 40 milyon dolar civarında Satsuma ihracatı gerçekleşmişken, 2016’da aynı dönemde 60 milyon dolarlık ihracat gerçekleşti. Tonaj olarak da 80 bin ton ihracat varken, 120 bin tonluk ihracat gerçekleşmiş. Şimdiden krizin etkileri telafi edildi diyebiliriz, 2017 yılından da bu olumlu durumun devam edeceğini düşünüyorum.

 

Rusya pazarına bağımlılığı ortadan kaldırmak için yeni pazar arayışları yaptığınızı biliyoruz. Bu yeni pazarlardan bahseder misiniz? Türkiye; kaliteli üzümünü, kirazını, narenciyesini, incirini, kayısısını Rusya ve AB dışında nerelere pazarlayabilir?  

 

Rusya pazarının geçici süre ile de olsa kapanması sektörü farklı pazar arayışlarına itti ve kriz bir anlamda avantaja çevrildi diyebiliriz. Bu dönemde özellikle Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya pazarlarındaki çalışmalar hızlanarak yeni ihracat kapılarının açılması sürecini hızlandırdı diyebiliriz. Özellikle kiraz ve üzüm Ege Bölgesi için fazlasıyla potansiyeli olan ürünler. Çin, Hindistan, Güney Kore, Endonezya gibi ülkeler yaş meyve sebze sektörünün geleceğine yön verecek pazarlar olarak düşünüyorum. Biz bu amaçla 2010/8 sayılı Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında “Taze Kiraz ve Üzüm Ürünlerinde Rekabet Gücünün Arttırılması Projesi”ni başlattık. Bu proje kapsamında Şili’ye kiraz ve üzüm ile ilgili bir inceleme heyeti düzenliyoruz. Asya Pasifik pazarlarında da proje kapsamında faaliyetlerimiz olacak. Tabi biz ne kadar kapıyı sonuna kadar aralasak, ihraç edilen ürünler taze ve çabuk bozulabilir olduğundan bu ülkelere ihracat için mutlaka bir hava kargo filosunun oluşturulması ve ihracatta devamlılığın sağlanması çok önemli diye düşünüyorum, bu konuyu da hem TİM hem de Ege İhracatçı Birlikleri olarak her fırsatta dile getiriyoruz.

 

Ege Bölgesi’nden kaç ülkeye meyve, sebze ve işlenmiş gıda ürünü ihraç ediliyor? Ülkemize ne kadar döviz girdisi sağlanıyor?

 

Ege İhracatçı Birlikleri üzerinden ağırlıklı olarak meyve sebze mamulü ihracatı gerçekleştirilmektedir. 2016 yılının ilk 10 ayında toplam 129 ülkeye 430 milyon dolarlık mamul ihracatı gerçekleşti. Mamul ihracatında en büyük pazarımız Almanya. Almanya’ya toplam ihracatın %18’i gerçekleşmiş görünüyor. Almanya’yı; A.B.D, İngiltere, Hollanda, İtalya ve Avustralya takip ediyor. En fazla ihraç edilen ürün grupları ise kurutulmuş domates, domates salçası, turşular ve diğer sebze konserveleridir. Taze meyve sebzede ise 2016 yılının ilk 10 ayında toplam 71 ülkeye 127 milyon dolarlık mamul ihracatı gerçekleşti. En fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler sırasıyla Almanya, İtalya ve İsveç. Bölgemizden özellikle kiraz, üzüm, domates ve narenciye ürünlerinin ihracatı gerçekleşmektedir.

 

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak, bir sanal pazar kurdunuz. Bu sanal pazardan bahseder misiniz? Sanal pazar ile neyi hedefliyorsunuz?  

 

Aegeanfreshness.com’u taze meyve-sebze ve meyve-sebze mamulleri ürün gruplarında ithalatçı firmaların mal alım taleplerini bırakabilecekleri, ihracatçı firmaların da kendi profillerini oluşturarak bırakılan mal taleplerini inceleyecekleri ve ithalatçı firmalar ile temasa geçecekleri, aynı zamanda bölgemiz ihraç ürünlerinin tanıtımının yapıldığı bir platform olarak tanımlayabiliriz. Artık fuarlarda görüyoruz, katalogların yerini bu tip sanal B2B siteleri almaya başladı. Biz katıldığımız fuarlarda bu web sitesini tanıtarak hem üye firmalarımıza bir hizmet sağlıyoruz hem de alıcıların doğru firma ile kısa süre içinde eşleşmesine ön ayak oluyoruz.

 

V. Gıda Ar-Ge Proje Pazarının yürütme komitesi başkanlığını yürütüyorsunuz. 2023 yılı için Türkiye 10 dünya markası hedefi ortaya koydu. Bu markalardan bir tanesi Gıda Ar-Ge Proje Pazarından çıkacak mı? Çalışmalar ne durumda?  

 

Türkiye İhracatçılar Meclisi katkıları ve Ege İhracatçı Birlikleri organizasyonuyla 2012 yılından bu yana düzenlenen “Gıda Ar-Ge Proje Pazarı” etkinliğinin ilk dört yılında toplam 1460 proje başvurusu alınmış ve 408 proje sergilenmeye layık görülmüştür. Geçmiş etkinliklerimizde sergilenen projeler arasında az sayıda da olsa hayata geçen ve geçmeye aday projeler olmuştur. Fikrini Geleceğe Taşı! sloganı ile 25 Mayıs 2017 tarihinde İzmir’de gerçekleştirilecek olan V. Uluslararası Gıda Ar-Ge Proje Pazarı etkinliğinin hazırlık çalışmalarına başlarken hala işin başında olduğumuzun da farkındayız. Bununla birlikte inanıyoruz ki Cumhuriyetimizin 100. yılında 10. Gıda Ar-Ge Proje Pazarını tamamlarken, ihracatımızda şiddetle ihtiyaç duyduğumuz katma değeri yüksek ürünlerin, daha az maliyetle üretimini sağlayıcı projelerden daha sıklıkla bahsetmek mümkün olacaktır. Söz konusu hedefleri gerçekleştirmeye yönelik olarak, Gıda Ar-Ge Proje Pazarı çalışmalarının odağı olan üniversite sanayi işbirliğini güçlendirerek işbirliği yaptığımız üniversite yelpazesini genişletmeyi ve dolayısıyla “Gıda Ar-Ge Proje Pazarı” ile ilgili farkındalığı daha da arttırmayı hedeflemekteyiz. Bu doğrultuda, Ege Bölgesinde yer alan 8 Üniversite’nin Rektörüne ziyaret gerçekleştirilmiş olup, 4 Üniversite ile işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Buna ek olarak, İspanya’dan Valladolid Üniversitesi ile bilimsel işbirliği protokolü imzalanmış ve Japonya, Tayland, Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda, İsviçre ve İngiltere’den üniversiteler ile işbirliği görüşmelerimiz devam etmektedir.

Önceki yazı
80 milyon yıldır yeryüzünde var olan meyve; İNCİR
Sonraki yazı
Necmi Aydoğdu: “Buğdayın ekiminden itibaren çıkacak yabancı otları Kelt ile kontrol etmek mümkün”

Bizi Takip Edin

E-Bülten

E-Mail Bültenimize Abone Olun Olup Bitenlerden İlk Sizi Haberdar Edelim.

Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
Menü